11.SINIF 2. ÜNİTE: Değişim Çağında Avrupa ve Osmanlı

Admin
By -
1
TARİH 11, (2.ÜNİTE): Değişim Çağında Avrupa ve Osmanlı

11. SINIF TARİH, 2. ÜNİTE:
DEĞİŞİM ÇAĞINDA AVRUPA VE OSMANLI

A. ROMA KATOLİK KİLİSESİ VE YENİ ÇAĞ’DA AVRUPA

AVRUPA’DA DEĞİŞİM ÇAĞI

Orta Çağ

Dönemin Tanımı: Roma İmparatorluğu’nun 395 yılında Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılması ile başlayan ve 1453 yılında İstanbul’un Fethi’ne kadar devam eden 1100 yıllık döneme Orta Çağ adı verilmiştir.

Avrupa’nın Durumu:

  • Kilisenin Etkisi: Katolik Kilisesi bu dönemde Avrupa’nın siyasi, sosyal ve ekonomik hayatını tam anlamıyla kontrolü altına almıştı. Kilise, halka dini öğretilerle yön verirken sorgulamayı yasaklıyordu.
  • Engizisyon Mahkemeleri: Kilisenin öğretilerine karşı çıkan kişiler sapkınlıkla suçlanarak Engizisyon Mahkemelerinde yargılanıyor ve ağır cezalar alıyordu. Bu süreçte halk, kendi inanç ve fikirlerini özgürce ifade etmekten mahrum kaldı.
  • Sonuç: Kilisenin baskıcı tutumu nedeniyle Avrupa’da bilimsel ve entelektüel gelişim durmuş, halk hurafelerle yönetilmiş ve Orta Çağ “Karanlık Çağ” olarak anılmıştır.

İslam Dünyasının Durumu:

  • Altın Çağ: İslam dünyası aynı dönemde bilim, sanat, edebiyat ve felsefe alanında altın çağını yaşamıştır. Avrupalılar bilimsel gelişimden uzak bir karanlık çağ geçirirken, İslam dünyası insanlığın gelişimine büyük katkılarda bulunmuştur.

Rönesans

Anlamı: “Yeniden doğuş” anlamına gelen Rönesans, 14. yüzyılın sonlarında İtalya’da başlayan, zamanla tüm Avrupa’ya yayılan bir bilim, sanat ve düşünce hareketidir.

Özellikler:

  • Bilim ve Sanatın Gelişimi: Akıl, deney ve gözleme dayalı düşünce önem kazanmış; insanlar artık çevrelerini sorgulamaya başlamışlardır.
  • Hurafelerin Sonu: Kilisenin öğretilerine dayalı batıl inançlar sorgulanmış ve zamanla önemini kaybetmiştir.
  • Sonuçlar: Rönesans ile özgür düşüncenin temelleri atılmış ve Reform hareketlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlanmıştır.

Rönesans, akıl, bilim ve sanatın ön planda olduğu bir düşünce devrimi olarak, Avrupa’nın Orta Çağ’daki karanlık döneminden çıkışını sağlamış; özgür düşünce, bireysel yaratıcılık ve bilimsel ilerlemelerle modern dünyanın temellerini atan en önemli tarihsel süreçlerden biri olmuştur.

Reform

Tanım: 16. yüzyılda, özellikle Katolik Kilisesi’nde görülen yozlaşmalara karşı, din adamlarının önderlik ettiği ve dinsel alanda yenilikler getiren hareketlere Reform adı verilmiştir.

Başlangıç:

  • Reform hareketleri Martin Luther önderliğinde ilk olarak Almanya’da başlamış, ardından Fransa, İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştır.
  • Bu hareketlerin amacı, kilisenin dini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmasının önüne geçmek ve Hristiyanlığı daha saf bir şekilde yorumlamaktır.

Sonuçlar:

  • Reform hareketleri sonucunda Avrupa’da Katolik Kilisesi’nin gücü ve etkisi azalmış, bunun yerine Protestanlık, Kalvenizm ve Anglikanizm gibi yeni mezhepler ortaya çıkmıştır.
  • Kilise ve devlet işleri birbirinden ayrılmış, laiklik (sekülerizm) anlayışı yaygınlık kazanmıştır.

Reform Hareketleri, Avrupa'da bireysel özgürlük, akılcılık ve sorgulayıcı düşüncenin dini alana yansımasıyla Katolik Kilisesi’nin otoritesini zayıflatarak laik toplum yapısının temelini atmış ve modern dünyanın şekillenmesinde önemli bir dönüm noktası olmuştur.

B. WESTPHALIA (VESTFALYA) BARIŞI VE MODERN DEVLETLER HUKUKUNUN DOĞUŞU

1. Westphalia Barışı (1648)

Avrupa’da Otuz Yıl Savaşları’nı sona erdiren Westphalia Barışı, modern devlet anlayışının temelini atan bir dönüm noktasıdır. Her devletin kendi sınırları içerisinde egemen olduğu ve başka bir devletin iç işlerine karışamayacağı ilkesi benimsenmiştir.


Değerlendirme: Westphalia Barışı, ulus-devlet kavramının temelini atmış ve Osmanlı Devleti için Avrupa’daki Hristiyan birliğinin sona ermesiyle stratejik bir avantaj doğurmuştur.

2. Bilim Devrimi ve Etkileri

Bilim Devrimi ile Galileo, Newton gibi bilim insanları evrenin bilimsel yöntemlerle anlaşılabileceğini göstermiştir. Bu gelişmeler, Avrupa’da akıl ve bilime dayalı bir dünya görüşünü teşvik etmiştir.


Değerlendirme: Bilim Devrimi, Avrupa’da teknolojik ilerlemeye yol açarken Osmanlı Devleti’nin askeri ve teknolojik olarak geride kalmasına neden olmuş ve uzun vadede Osmanlı’nın zayıflamasına katkıda bulunmuştur.

Bilim Devrimi (Rasyonalizm)

Tanım: Rasyonalizm, insan aklının her türlü rehberliği yapabilecek güçte olduğunu savunan felsefi bir akımdır. Rönesans ile birlikte bu anlayış Avrupa’da büyük bir bilimsel dönüşüm başlatmıştır.

Bilim İnsanları ve Çalışmaları:

  • Copernicus: Dünya’nın Güneş etrafında döndüğünü ispatlayarak astronomide çığır açmıştır.
  • Galileo: Teleskopla gökyüzünü incelemiş ve dünyanın hareketlerini doğrulamıştır.
  • Newton: Evrensel çekim kanununu bularak fiziğin temellerini atmıştır.

Sonuçlar: Bilimsel düşünce, Avrupa’da hızla gelişmiş ve modern bilimin temelleri atılmıştır. İnsanlar, doğayı ve evreni akıl yoluyla anlamaya başlamıştır.

Bilim Devrimi, insanlığın evrene dair anlayışını köklü bir şekilde değiştirerek akıl ve deney temelli bir düşünce sistemi oluşturmuş; modern bilimin temellerini atarak teknolojik ilerlemenin ve aydınlanma çağının önünü açan en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur.

Akıl Çağı (Yeniçağ)

Dönemin Tanımı:

  • 15. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa, Rönesans ve Reform hareketlerinin etkisiyle “Akıl Çağı” olarak adlandırılan bir döneme girmiştir.
  • İnsanlar artık akıl yoluyla düşünmeye, eleştiriye ve sorgulamaya yönelmiştir.

Siyasi Değişim:

  • Derebeylik sistemi (feodalite) sona ermiş, merkezi krallıklar güçlenmiştir.
  • Barutun ateşli silahlarda kullanılması, askeri ve siyasi yapıda köklü değişimlere neden olmuştur.

Akıl Çağı, bireylerin aklı ve mantığı ön planda tutarak dogmatik düşüncelerden uzaklaştığı, bilimsel ve eleştirel düşüncenin rehberliğinde toplumların ilerleme kaydettiği bir dönemdir ve modern demokrasi, laiklik ve insan hakları gibi kavramların temelinin atıldığı çağ olarak tarihte derin izler bırakmıştır.

C. AVRUPA’DAKİ GELİŞMELER KARŞISINDA OSMANLI DEVLETİ

OSMANLI DEVLETİ’NDE DEĞİŞİM

Coğrafi Keşifler

Keşifler:

  • 1492 yılında Kristof Kolomb, Amerika’ya ulaşmış ancak buranın yeni bir kıta olduğunu fark edememiştir.
  • Amerigo Vespucci ise bu bölgenin yeni bir kıta olduğunu keşfederek, buraya “Amerika” adını vermiştir.

Sonuçlar:

  • Avrupa’nın Zenginleşmesi: Avrupa, yeni keşfedilen bölgelerden elde ettiği maden ve zenginliklerle ekonomik olarak güçlendi.
  • Osmanlı Ekonomisine Etkisi: Osmanlı topraklarına değerli madenlerin akışı, Osmanlı para biriminin değer kaybetmesine yol açmıştır.
  • Sömürgecilik: Avrupa, sömürgecilik faaliyetleri ile dünya ekonomisinde büyük bir üstünlük kurdu.

Coğrafi Keşifler, Avrupa’ya yeni ticaret yolları ve zenginlikler kazandırırken Osmanlı Devleti’nin ekonomik ve ticari üstünlüğünü zayıflatmış; özellikle keşfedilen Amerika’dan gelen değerli madenler, Osmanlı parasının değer kaybetmesine ve ekonomisinin bozulmasına yol açmıştır. Ayrıca, Avrupalıların sömürgecilik politikaları Osmanlı ekonomisini dışa bağımlı hale getirmiştir.

Tımar Sistemi

Tanım: Devlete ait toprakların, devlet memurlarına maaş karşılığı tahsis edilmesine dayalı bir sistemdir.

Özellikler:

  • Tımar sistemi sayesinde Osmanlı topraklarının işlenmesi sağlanmış ve taşrada düzenli bir askeri güç oluşturulmuştur.
  • Bu sistem, İslam dünyasında daha önce uygulanan İkta Sistemi’ne benzemektedir.

Sonuçlar: Ekonomik düzen korunmuş, halkın refah seviyesi yükselmiştir.

Tımar sisteminin bozulması, Osmanlı Devleti’nde tarımsal üretimin azalmasına, taşrada güvenliğin zayıflamasına ve ordunun sefer masraflarının artmasına neden olmuştur. Bu durum, devletin ekonomik sıkıntılarını derinleştirerek merkezi otoritenin zayıflamasına yol açmıştır.

Kapitülasyonlar

Tanım: Yabancı devletlere ekonomik ve ticari ayrıcalıklar verilmesidir.

Tarihçe:

  • Kanuni Sultan Süleyman döneminde Fransızlara verilen kapitülasyonlar, I. Mahmut döneminde sürekli hale getirilmiştir.

Sonuçlar: Kapitülasyonlar başlangıçta Osmanlı için faydalı olmuş, ancak Sanayi Devrimi’nden sonra ekonomik bağımlılığa yol açarak Osmanlı’yı zor duruma düşürmüştür.

Kapitülasyonlar, Osmanlı Devleti’nin başlangıçta dış ticareti canlandırmak ve diplomatik ilişkileri güçlendirmek amacıyla yabancı devletlere tanıdığı ekonomik ayrıcalıklardı; ancak Sanayi Devrimi sonrası Osmanlı’nın üretim gücünün zayıflamasıyla bu ayrıcalıklar, Osmanlı ekonomisinin dışa bağımlı hale gelmesine, yerli esnafın rekabet gücünü kaybetmesine ve devletin mali açıdan güçsüzleşmesine neden olmuştur.

3. Merkantilist Ekonomi ve Askerî Devrim’in Osmanlı Savaş Organizasyonuna Etkileri

Avrupa’daki merkantilist ekonomi anlayışı ve askeri devrim, Osmanlı’nın geleneksel savaş stratejileri ile rekabet etmesini zorlaştırmıştır. Osmanlı, Avrupa’nın yeni askeri tekniklerine uyum sağlamakta zorlanmıştır.


Değerlendirme: Avrupa’daki askeri gelişmelere uyum sağlayamayan Osmanlı Devleti, askeri gücünü korumakta zorlanmış ve savaşlarda etkinliğini kaybetmiştir.

Ç. OSMANLI DEVLETİ’NDE ÇÖZÜLME BELİRTİLERİ

1. Celâli İsyanları

Tımar sisteminin bozulması ve yüksek vergiler, Anadolu’da huzursuzluğa yol açmış, Celali İsyanları ile merkezi yönetim zayıflamıştır.

Değerlendirme: Celali İsyanları, Osmanlı Devleti’nde iç güvenliğin bozulmasına ve ekonomik düzenin sarsılmasına neden olmuştur.

2. Yeniçeri İsyanları

Disiplin kaybı ve çıkar çatışmaları nedeniyle Yeniçeri İsyanları, Osmanlı Devleti’nde askeri gücün zayıflamasına yol açmıştır.

Değerlendirme: Yeniçeri İsyanları, Osmanlı Devleti’nin askeri ve iç güvenlik yapısını tehdit ederek devletin zayıflamasına yol açmıştır.

Osmanlı’da İsyanlar

Celali İsyanları: Anadolu’da, uzun süren savaşlar ve ekonomik buhran nedeniyle çıkmıştır.

Suhte İsyanları: İşsiz kalan medrese öğrencilerinin isyanlarıdır.

Yeniçeri İsyanları: Yeniçeri Ocağı’nın çıkar çatışmaları nedeniyle başkentte çıkardığı isyanlardır. Bu isyanlar, II. Mahmut döneminde ocağın kaldırılmasıyla son bulmuştur.

D. OSMANLI DEVLETİ’NDE ÇÖZÜLMEYİ ÖNLEME ÇABALARI

1. Ekber ve Erşed Sistemine Geçilmesi

Taht Kavgalarını Azaltma: Hanedan içindeki taht kavgalarını önlemek amacıyla, en büyük ve olgun olanın tahta geçmesi esas alındı. Bu sistem Osmanlı Devleti’nde yönetim istikrarını sağlamaya yardımcı oldu.

Değerlendirme: Ekber ve Erşed Sistemi, taht kavgalarını azaltarak Osmanlı hanedanında istikrarı sağladı.

2. Osmanlı Islahat Layihaları

Devleti Güçlendirme Çabaları: Osmanlı, Avrupa karşısında zayıflığını fark edip devletin yapısını modernleştirmek için çeşitli reform projeleri hazırladı. Ancak bu reformlar yeterli olmadı ve devletin yapısal sorunlarını tam olarak çözemedi.

Değerlendirme: Islahat Layihaları, Osmanlı Devleti’nin ayakta kalma çabalarını temsil eder, ancak bu çabalar Avrupa ile olan farkı kapatmada yetersiz kalmıştır.

E. LALE DEVRİ (1718-1730)

Kültürel ve Sosyal Yenilikler: Osmanlı’da sanat, edebiyat ve sosyal hayatta değişimler yaşandı. Avrupa kültürüne artan ilgi, modernleşme yolunda küçük adımlar atılmasını sağladı. Ancak Lale Devri, halkın yaşadığı ekonomik sıkıntılar nedeniyle çok eleştirildi.

Değerlendirme: Lale Devri, Osmanlı modernleşmesinin başlangıcı olarak görülse de devletin ihtişamlı günlerinin geride kaldığını gösteren bir dönemin de simgesi olmuştur.

Lale Devri (1718-1730)

Dönemin Özellikleri:

  • Avrupa etkisiyle reformlar yapılmıştır.
  • Matbaanın kurulması, çiçek aşısı uygulanması ve sanayi yatırımları gibi yenilikler gerçekleştirilmiştir.

Sonuç: Lüks ve israf nedeniyle halk arasında hoşnutsuzluk artmış ve Patrona Halil İsyanı ile Lale Devri sona ermiştir.

F. OSMANLI DEVLETİ VE MATBAA

Osmanlı Devleti’nde Matbaanın Gelişimi

Başlangıç: Gayrimüslimlerin Matbaa Kullanımı

Osmanlı Devleti’nde ilk matbaa, gayrimüslim topluluklar tarafından kullanılmıştır. 1493 yılında İstanbul’da Yahudi Hahamı Gerson, ilk matbaayı kurarak dini metinler basmıştır. Daha sonra Rum, Ermeni ve diğer gayrimüslim topluluklar da matbaa kurarak kendi dillerinde kitaplar basmışlardır.

Müslümanlar Tarafından Matbaanın Kabulü

Osmanlı’da Müslümanların matbaa kullanımı oldukça gecikmiştir. 18. yüzyılda Lale Devri sırasında Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın teşvikiyle, İbrahim Müteferrika ve Said Efendi tarafından 1727 yılında İstanbul’da ilk matbaa kurulmuştur.

Matbaanın gecikmesinin sebepleri arasında:

  • Hattatlık mesleğinin yaygınlığı,
  • Dini tutuculuk,
  • Okuryazarlık oranının düşük olması

gösterilebilir.

Matbaanın Osmanlı Toplumuna Katkıları

  • Matbaanın kurulmasıyla birlikte, bilgi üretimi ve yayılımı hızlanmıştır.
  • 1729’da basılan “Vankulu Lügati”, Osmanlı’da Müslümanlar tarafından matbaada basılan ilk eser olmuştur.
  • Çeşitli kitapların hızlıca çoğaltılması, eğitim ve kültürel hayata önemli katkılar sağlamış, halkın bilgiye erişimini kolaylaştırmıştır.

Matbaa ile İlgili Genel Değerlendirme

Osmanlı’da matbaanın geç gelmesi, Batı ile Osmanlı arasında bilgi üretimi ve teknolojik ilerleme açısından büyük bir fark oluşmasına neden olmuştur. Ancak, matbaanın kurulmasıyla birlikte Osmanlı aydınları arasında yenilikçi düşünceler yayılmış, bilgi üretiminde ve aktarımında bir dönüşüm başlamıştır.

Buna rağmen, matbaa kullanımının sınırlı kalması ve halkın düşük okuryazarlık oranı, bu dönüşümün etkisinin uzun vadede sınırlı kalmasına yol açmıştır.

G. OSMANLI İLİM-İRFAN İNSANLARI

Katip Çelebi ve Koçi Bey: Osmanlı’nın Bilge Kalemleri

Katip Çelebi (1609-1657): Osmanlı’nın Ansiklopedik Alimi

Hayatı ve Eserleri:

  • Katip Çelebi, 17. yüzyıl Osmanlı alimi, tarihçi ve bibliyografyasıyla tanınır. Asıl adı Mustafa bin Abdullah olan Katip Çelebi, "Hacı Kalfa" adıyla da bilinir.
  • Keşfü'z-Zünun: Dünyaca ünlü bir bibliyografya eseri olan bu çalışmasında 14 binin üzerinde kitabı tanıtmıştır. Eser, İslam dünyasının bilimsel birikimini sistematik bir şekilde sunması açısından önemlidir.
  • Cihannüma: Coğrafya üzerine yazılmış bir eserdir. Osmanlı coğrafyacılığında önemli bir dönüm noktasıdır.
  • Katip Çelebi, eleştirel ve akılcı bir yaklaşımla Osmanlı’da bilgi üretimi ve yayılımına büyük katkı sağlamıştır.

Düşünceleri ve Önemi:

  • Avrupa’daki bilimsel gelişmeleri takip eden Katip Çelebi, Osmanlı’nın bilgi ve bilim alanında geri kaldığını fark eden ilk alimlerden biridir.
  • Akılcılığı savunmuş, bilgiyi yaygınlaştırmanın toplumun ilerlemesi için elzem olduğunu vurgulamıştır.

Koçi Bey (17. yüzyıl): Osmanlı Yönetiminin Eleştirel Gözlemcisi

Hayatı ve Raporları:

  • Koçi Bey, Osmanlı Devleti’nin en buhranlı dönemlerinden biri olan 17. yüzyılda yaşamış bir devlet adamıdır. Devletin yapısal sorunlarına dikkat çekerek çözüm önerileri sunmasıyla tanınır.
  • Koçi Bey Risalesi: IV. Murat ve Sultan İbrahim dönemlerinde yazdığı risalelerde, Osmanlı’nın idari, ekonomik ve askeri düzenindeki bozulmaları açık bir şekilde ifade etmiş ve çözüm yolları önermiştir.
  • Risalelerinde, tımar sisteminin çöküşü, rüşvetin artışı ve Yeniçeri Ocağı’nın bozulması gibi sorunlara dikkat çekmiştir.

Düşünceleri ve Önemi:

  • Koçi Bey, Osmanlı yönetiminin daha etkin ve güçlü hale gelmesi için reform yapılması gerektiğini savunmuştur.
  • Risaleleri, Osmanlı’da reform hareketlerine zemin hazırlayan en önemli metinlerden biri olarak kabul edilir.

Genel Değerlendirme

Katip Çelebi ve Koçi Bey, Osmanlı Devleti’nin sorunlarını açık bir şekilde dile getirerek, bilgi ve reform ihtiyacını vurgulayan önemli şahsiyetlerdir. Katip Çelebi’nin bilimsel çalışmaları Osmanlı’nın entelektüel birikimine katkı sağlarken, Koçi Bey’in risaleleri idari ve askeri sorunlara çözüm arayışında rehber niteliği taşımaktadır. Her iki isim de Osmanlı’nın gerileme sürecinde, doğru analizleri ve önerileriyle dikkat çeken değerli isimlerdir.

Ğ. BİR PADİŞAH PORTRESİ: IV. MURAD (1612-1640)

IV. Murat Hakkında En Çok Bilinenler

  1. İçki ve Tütün Yasakları:
    • IV. Murat, alkol, tütün ve kahveye karşı koyduğu sert yasaklarla tanınır. Halkın bu alışkanlıkların kötü sonuçlarından korunması ve disiplin sağlanması amacıyla uygulanan bu yasaklar, sert tedbirlerle desteklenmiştir.
    • Yasaklara uymayanlara ağır cezalar vermiş ve bizzat kontrol için tebdil-i kıyafetle halkın arasına karışmıştır.
  2. Bağdat ve Revan Seferleri:
    • IV. Murat, Osmanlı ordusunu disipline ederek sefere çıkmış ve 1638 yılında Bağdat Seferi sonucunda Safevilerden Bağdat’ı almıştır.
    • Bu başarı, onun askeri dehasını ve liderlik yeteneğini göstermektedir.

IV. Murat Hakkında Daha Az Bilinenler

  1. Sert Yönetim Tarzının Nedeni:
    • Genç yaşta tahta geçen IV. Murat, annesi Kösem Sultan’ın ve saray entrikalarının etkisi altında kalmıştır.
    • Yönetimi tam olarak eline aldığında, bu durumun etkisiyle sert bir yönetim tarzı benimsemiştir.
  2. Bilim ve Sanata İlgi:
    • Sert mizacına rağmen bilim ve sanata ilgisi olduğu, özellikle astronomi ve mühendislikle ilgili konulara merak duyduğu bilinmektedir.
  3. Devlet Düzeni Konusunda Reformcu Yaklaşımı:
    • IV. Murat, devlet otoritesini yeniden güçlendirmek için sıkı bir reform süreci başlatmıştır.
    • Yönetimdeki yozlaşmaya karşı tavizsiz bir duruş sergilemiştir.

Osmanlı Tarihindeki Yeri

IV. Murat, Osmanlı Devleti’nin duraklama döneminde otoriteyi yeniden tesis etmeye çalışmış, disiplinli yönetimi ve askeri başarılarıyla devleti ayakta tutmaya çabalamış bir padişah olarak tarihe geçmiştir.

Sert yönetim tarzı eleştirilse de, onun döneminde alınan önlemler, Osmanlı’nın mevcut düzenini korumasında önemli bir rol oynamıştır.


PDF İndir 👉 Ders Notuna ait PDF'yi İndir



11. SINIF TARİH ÜNİTE DERS NOTLARI:


Değişen Dünya Dengeleri Karşısında Osmanlı Siyaseti

.................

ETKİNLİKLER

11. SINF TARİH, 1.ÜNİTE

"Açık uçlu ve Çoktan Seçmeli Sorular, Kelime Bulmaca ve Kelime Eşleştirme, Bilgi Kartları, Tarihte İlkler ve Enler, Tarihsel Kronoloji,."

Daha Fazla Oku




Yorum Gönder

1Yorumlar

Sizin Görüşünüz Bizim İçin Değerli!

Yorum Gönder